< ernesto - Blogcu





ATEİZM

OKU OKU OKU!!!!!! HAHAHAHAHAHAAAAAA
Yarattıklarını cezalandıran ve ödüllendiren ya da bizim yaşayacağımız bir irade türüne sahip bir tanrı düşünemiyorum. Bedensel ölümden sonra kişinin yaşamını sürdürdüğüne ne inanırım, ne de inanacağım..."
A. Einstein / Ideas and Opinions, 1930

Ateizm Nedir?


Doğa üstü varlıkların ve dolayısıyla da tanrının varlığını, mantık, akıl, ve bilim yoluyla değerlendiren/ neden sonuç ilişkisi içerisinde doğa üst güçlerin olamayacağını ispat eden görüş... Ateizm, ruh, ölümden sonra yaşam vb. her türlü metafizik inançların akıl ve mantıkl yoluyla yadsınmasını kapsar. Ateizm, Tanrıyı ve tinsel (ruhsal) varlıkları kabul eden teizmin karşıtıdır.

Ayrıca ateizm, Tanrının var olup olmadığı sorusunu karşılıksız bırakan, bu sorunun yanıtsız ya da yanıtlanamaz olduğunu savunan agnostizimden ayrılır. Ateistlere göre, tanrının var olmadığı kesin bir doğrudur. Ateizmin felsefesel temeli, özdekçiliktir.

Ateizm i inkarcılıkla birbirine karıştırmamak gerekir. Ateizm tanrıyı inkar etmez; tanrının olmayacağına bilimsel yaklaşım sunarlar...

Ateizm, bazılarımızın sandığı gibi nefret ve kinden yani duygusallıktan doğan düşünce akımı değildir; mantıksal ve akılcı yaklaşımla tanrının varolup olamayacağını sorgulayan ve sonuca ulaşan düşüncedir.

Kara değik teorisini ortaya atan ünlü bilim adamı Stephen Hawking'ı ateist bilim adamlarına örnek olarak verebiliriz.

Ateizm bir din yada inanç mıdır?

Hayır. Din, tam da ateizmin karşı olduğu şeydir. Ateizm bir din değil, dinsizliktir. Dinle ateizm en uzak iki noktadadır. "Dinsizlik bir dinse, sağlıklı olmak bir hastalıktır"
Ateizmin kuralları, temel esasları, iddiaları nelerdir?
Bu soru ateizmi bilmeyen ve "dinin alternatifi" olarak gören birinin soracağı sorudur. Ateizmin kuralları, temel esesları yoktur. Ateizm yanlızca "teist olmamak" (tanrılara inanmamak) anlamına gelir. Bunun dışında ateistlerin ortak yönü yoktur, her ateistin başka konularda kendi düşüncesi vardır. Ateizm "patlıcan sevmemek" gibi birşeydir. ("Patlıcan sevmeyen herkes, şu konuda şöyle düşünür" demek ne kadar anlamsızsa, ateizm için de aynı şey geçerlidir.)

Tabi bunun yanında, ateistlerin çoğu son derece mantıklı insanlar oldukları için ve "aklın yolu bir" olduğu için, çoğu zaman öteki konularda da ortak fikirlerde olurlar.



 

 

 

Blogları

Hepsini gör (4)

27.06.2007

Öldükten sonra bilincimiz tekrar ortaya çıkabilir mi?

 

"Bilincimiz" (benliğimiz) denen şey, 5 duyu organımızla hayatımız boyunca edindiğimiz bilgilerin "izlerinin" beynimizde saklanmasıdır. Beynimiz bilincimizin bulunduğu tek yer olduğuna göre, beynimizin bozulması bilincimiz bozulması, beynimizin dağılıp yok olması da bilincimizin (yani benliğimizin) yok olması anlamına gelir. Yani bilincimizin tekrar ortaya çıkmasının tek yolu, beynimizin bozulmadan kalması ve gelecekte bir gün bir şekilde tekrar çalıştırılmasıdır. Bu amaçla geçmişte "mumyalama" yapılmış, günümüzde ise "dondurma" işlemi yapılmaktadır.

Beynimizin "bozulması"ndan bahsettik. Bu hafıza kaybıdır. İnsanlar bazı ender durumlarda (hastalıklar yada fiziksel etkilerle) Hafıza Kaybına uğrayabilmektedir. Bunlardan bazılarının geri dönüşü vardır, bazılarının yoktur.

Tekrar dinsel anlama dönersek... Hafızasını kaybeden bir insanı düşünün. Bu insan "ölmeden ölmüştür" denebilir! Bu insanın beynindeki sorun nedeniyle bilinci yok olmuştur. Geçmişini hiç hatırlamaz, kim olduğunu, ne olduğunu, ne iş yaptığını tamamen unutmuştur. Eski benliği tümüyle yok olmuş, "ölmüştür".

İşte bir insanın (beynindeki sorun nedeniyle) hafıza kaybına uğrayarak "ölmeden ölmesi" bile mümkünken, kimileri çıkıp insan "öldükten sonra ölür mü?" diye soruyor! Yaşarken ölmesi bile mümkünken, öldükten sonra ölmesinden şüpheleniyor insan!

 

Birşeyin "ölmesi" demek, yaşamı boyunca yaptıklarını artık yapamayacak duruma gelmesi demektir. Canlılar için de ölüm bir kesin "son"dur. Canlı, çalışan organlarıyla canlıdır ve onlar olmazsa "ölü"dür.

Öldükten sonra neler göreceğimiz sorusunun cevabı ise, kesin olarak "hiçbirşey"dir. Çünkü insan, beyni olmadan hiçbir tecrübe yaşayamaz. Ölmüş, toprak olmuş biri, artık "yoktur"... Tıpkı doğmadan önceki hali gibi...

Ölümden sonra pekçok şey yaşayacağına kesin inanan dindarlardan başka, bir de bu konunun "bilinmez" olduğunu ("tartışmalı" bir konu olduğunu) düşünen çok insan vardır. Bu düşüncelerin ikisi de yanlıştır.

Ölümden sonrası "bilimez" değildir.

Bunu anlamak için uzun felsefi tartışmalara gerek yoktur. Yaşamın ne olduğunu anlamak yererlidir.

Yaşam nedir? Yaşam bizim doğduğumuz andan beri sürekli yaptığımız ve alıştığımız işlerdir. Peki bu işler nelerdir?

-Görmek
-Duymak
-Koklamak
-Tatmak
-Hissetmek

("Düşünmeği" de ekleyin isterseniz.)

Yaşam 5 duyu organımızın çalışması ve beynimize elektrik sinyalleri göndermesinden başka birşey değildir. Bu duyuların çalışması için pekçok şey şarttır. (Beyin, duyu organları ve sinir sistemi gibi)... Eğer bu şartlarda bir aksaklık/bozukluk olursa, ilgili duyu çalışmaz.

Peki ölüm nedir? Ölüm vücuttaki bütün hücrelerin çürüyüp yok olması, hiçbirinin çalışmamasıdır. Dolayısıyla, ölü bir insan:

-Göremez
-Duyamaz
-Koklayamaz
-Tadamaz
-Hissedemez

Çünkü bu işleri yerine gerirecek organları yoktur.

Ölü bir insan düşünemez, hatırlayamaz, üzülemez, sevinemez, bir bilince sahip olamaz, çünkü bunları yapabilmesi için Ş A R T olan şey (yani beyni) yoktur!

 

Doğrusu... Evren "gözükmüyor"!

Yani biz evrenin tamamının yüzde kaçını görüyoruz ki "evren zeka ürünüdür" yada "değildir" diyebilelim? Gördüğümüz kısım belki de evrenin milyarda 1'idir. Herhangi birşeyin MİLYARDA BİRİne bakıp, o şeyin tamamı hakkında konuşmak ne derece doğru olur?

Varsayalım evrenin TAMAMINI gezdik, gördük ve gözümüze sanki bir zeka ürünüymüş gibi geldi... Peki bu bize neyi gösterir? Bu bize ancak evrenin belki bir yaratıcısının olabileceğini gösterir ve bunun ötesinde hiçbirşey göstermez. Bu bize ne "tanrı vardır"ı gösterir, ne "tanrı birdir"i gösterir, ne "tanrının yaratıcısı yoktur"u gösterir, ne de günde "3 değil de 5 vakit namaz kılmak" gerektiğini gösterir. Evrenin TAMAMINI gezmiş ve zeka ürünü gibi görmüş olsaydık bile, bırakalım islamı yada teizmi, bu "deizm" adına bile hiçbirşey ifade etmezdi.

"Ortada evren diye birşey var, o halde bu evrenin bir de nedeni olmalı" şeklinde düşünmek isteyişimizin nedeni, şimdiye kadar gördüğümüz bildiğimiz HERŞEYİN bir nedeni olmasıdır.

Peki gerçekten varolan HERŞEYİN bir nedeni olmalı mıdır?... Bazı şeylerin de "nedensiz" olması, "ezelden beri" gelmesi (nedeninin yine kendisi olması ) mümkün olabilir mi?

Bu soruya evet yada hayır diyebilirsiniz.

Eğer "evet bazı şeyler nedensiz olmalı" derseniz; niçin o "nedensiz" olan şeyin evren olduğunu kabul etmeyesiniz?? Yani "evren" dediğimiz şeyin her tarafını gezip gördünüz, sınırlarına kadar herşeyini biliyor musunuz da "evren nedensiz değildir" diyorsunuz? Belki de evren, kendisinin "nedensiz" olmasını sağlayacak ve bizim henüz bilmediğimiz bazı ek özelliklere de sahiptir.

Eğer "hayır herşeyin nedeni olmalı" derseniz de; nedenlerin zincir boyunca SONSUZA DEK gittiğini söylemiş olursunuz. Rakam "sonsuz" olunca, elbette biz bu zincirin tamamına değil ancak bir halkasına kadar fikir yürütebiliriz. Ötesini bilemeyiz.

Tabi bu soruya "bilmiyorum" diye de yanıt verebilirsiniz. İşte o zaman kendinizden emin konuşmuş olursunuz.

 

 

SEÇMELER

ölüm dörtlüğü

Ölüm her aklına geldiğinde
Ah edip vah edip inleme
Bu halinle tanrıyı incitmiş olacaksın
Ecel kapını çaldığı zaman
Evi telaşa verme
O geldiği zaman
Sen gitmiş olacaksın...
KORKMA YÜRÜ...


ahmet kaya

 

cinayet saati


Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu
Deli cafer, ismail, tayfur ve şaşı
Maktul'ün onbeş yıllık arkadaşı
Üç kamarot öteki aşçıbaşı
Dört bıçak vurdular dört kişi.
Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben gördüm kulaklarım gördü
Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
Hiç biriniz orda yoktunuz.
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Onüç damla gözyaşını saydım AL. KİT.
Sövüp saydım
Şafak nabız gibi atıyordu
Sarhoştum kasımpaşa'daydım
Hiç biriniz orda yoktunuz.
Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
Polis katilleri arıyordu
Deli cafer, ısmail, tayfur ve şaşı
Üzerime yüklediler bu işi
Sarhoştum kasımpaşa'daydım
Vapuru onlar vurdu ben vurmadım
Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben vursam kendimi vuracaktım.


ahmet kaya

BEYİT

Su-i tedbirimle ya hu öyle boklaştı ki işim
hem ağzıma sıçtı felek hem de sikildi geçmişim

NEYZEN TEVFİK

 

Anladın mı?

Hicran destanını kendinden oku,
Mecnun'dan duyup da rivayet etme.
Aşkın Leyla'sını gördünse söyle.
Söz temsili bulup hikayet etme.

Yüz bin Leyla doğar alemde her gün,
Senin aradığın zevk, sefa düğün.
Tutacağın işi önceden düşün;
Daha ilk adımda nedamet etme.

Sevdanın oduna pek güvenilmez,
Tutuşurşan eğer kolay sönülmez.
Bu yolun hükmüdür geri dönülmez,
Canına kıymazsan seyahat etme.

İyi bak kabına, olmasın delik,
Boşuna taşırsın ,gider gündelik.
Anında olmalı, ettiğin iyilik,
Alem duysun diye, inayet etme.

Kabe'den maksadın varmaktır yara,
Kör gibi tapınma, kara duvara,
Hızır'ı ararsan kendinde ara,
Bulamadım gibi rezalet etme.

Muhabbet herkesin aklını çelmez,
Gönül viranesi kolay düzelmez.
Alemden çekinme bir zarar gelmez,
Sen kendi kendine hıyanet etme.

Şen şatır gönlüne hicran dolmasın,
Gençliğin gülşeni gamla solmasın.
Neyzen gibi aklın yarda olmasın,
Özründen çok büyük kabahat etme.
 

Neyzen Tevfik

ONLARDA BİRER CANLI

 Onlarda birer canlı belki birazdan arkasındaki polis arabası onu ezecek, belkide bir rüzgar götürüp hiç bilinmeyen bir yere bırakacak ne yazık deil mi??Onun şu hayat dolu gözlerine baksanıza nasıl bakıyor sanki birilerini uçurmak istercesine.....

YEŞİLİ KORU

 

Yeşili korumalıyız!!!! Ormanlarımız bizim akciğerlerimizdir ve biz insanların en çok ihtiyacı olan şeyi yani oksijeni onlar üretir ve üstte gördüğünüz bitkide insan sağlığına bir o adaaaaar faydalı bir bitkidir onun için onları koruyalım ve onlara sahip çıkalım!!!!!!!!

 

TERBİYESİZLİĞE BAK

NEYZEN TEVFİK'TEN SEÇME


Ne ararsin tanri ile aramda !
Sen kimsin ki orucumu sorarsin ?
Hakikaten gözün yoksa haramda,
Basi aciga niye türban sorarsin ?

Raki, sarap iciyorsam sana ne .
Yoksa sana bir zararim, icerim .
Ikimiz de gelsek kildan köprüye

 


Ben dürüst isem sarhosken de gercerim .

Esirken mümkün müdür ibadet ?
Yatip kalkip Atatürk`e dua et .
Senin gibi dürzülerin yüzünden ,
Dininden de soguyacak bu millet .

Isgaldeki hali sakin unutma ,
Atatürk `e dil uzatma sebebsiz .
Sen anandan yine cikardin amma ,
Baban kimdi bilmezdinki sefersız

NEYZEN TEVFİK

 

VATAN İÇİN CANIM FEDA

BU VATANA NASIL KIYDILAR?

İnsan olan vatanını satar mı?
Suyun içip ekmeğin yediniz,
Dünyada vatandan aziz şey var mı?
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Onu didik didik didiklediler,
saçlarından tutup sürüklediler,
götürüp kâfire: "Buyur..." dediler.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Eli kolu zincirlere vuruluş,
vatan çırıl çıplak yere serilmiş.
Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Gün gelir çark düzüne çevrilir,
günü gelir hesabınız görülür.
Günü gelir sualiniz sorulur :
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ



Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur...
______________________________________________M.KEMAL ATATÜRK

CİGARA SERBEST

11 TEMEL İLKE

Sorulmadıkca görüş yada tavsiye verme!
Dinleyecegine emin olmadıkca derdini kimseye anlatma!
Başkasının evinde ona saygı göster,aksi taktirde gitme!
Evindeki misafir sana kötülük unsuru olabılecek bır davranışta bulunursa sende ona zalimce davran!
Karşındakininde isteği olmadıkça cinsel ilişkiye girme!
Başkasına yük olduğu ve kurtulmak istediği şeyler hariç, kendine ait olmayan hiçbir seyi alma!
Arzularını elde etmeni sağlayacak şekilde kullandığın sürece büyünün gücüne inan aksi taktirde kullanma!
Kendini muhatap etmeye gerek görmedigin hiçbir şeyden şikayet etme!
Çocuklara zarar verme!
Sana zarar vermedikce hayvanları öldürme!
Açık bir arazide yürüdüğünde kimseyi incitme.Birisi canını sıkacak bir durum teşkil ederse ona durmasını söyle.Eger durmazsa

« Önceki ::